25 Ağustos 2013 Pazar

25 Ağustos 2013 - Astrolozi





Güne Ay'ın Köç burcunda ilerlemesi ile merhaba diyoruz. Bize cesaret, ataklık, gözü karalık, enerji ve her türlü iteleme dürtüsünü sunuyor. Sunuyor da, öğlene doğru, yöneticisi Mars ile; ki Mars Yengeç'te, yani Ay'ın evinde, Ay ise Koç'ta, yani Mars'ın evinde, birbirlerine al takke ve külah ilişkisi içindeler. Birbirlerine arka çıkıp, güçlendiriyorlar. Hem de Mars'a özgü bir açı ile; kare ile, yani bol stresli ve agresif olarak. İşte bu saatler adeta kavga, gerginlik, alınganlık, duygusallık, münakaşa ve düşünmeden kafa kol girişme zamanları. Bu tür fiillere iten olayları adeta mıknatıs gibi üzerimize çekmemiz olası. Sanki gerçek "biz" gitmiş, ortada her an saldırmaya hazır bir panter varmış gibi. Bu transitte dikkatli olunmazsa kişi kendine zarar verebilir. Özellikle, kesici aletlerden zarar görülebilir, ufak tefek kazalar yaşayabiliriz. Unutmayın, yukarıda bir de, Venüs - Pluto karesi var. Tüm ilişkiler için çok tehlikeli zamanlardayız. Eğer çok çabuk alınan, sık sık somurtan biri iseniz, bu bir kaç saat sizin için bir tehdit olarak görülebilir ve her şeyden nem kapabilirsiniz. Yok, eğer kendinize güvenen bir kişilik sahibi iseniz, bu zamanda fazla acele davranan, atak ve kritik davrranışlara meyledersiniz.

Öğle, 13:01 ile 16:13 saatleri arası Ay boşlukta ilerleyecek. Ancak sabahki açıların negatif etkileri devam ettiği için lütfen sonradan pişman olacağımız hareketlerde bulunmayalım.

Akşama doğru, günün havası hafifleyecek ve Ay, önce Güneş, Merkür ve sonra Neptün ile olumlu açılar yapacak. Eğer sabah kalp kırdıysak, telafisi için uygun bir akşam, bu fırsatı kaçırmamak gerek. İlişkilerimizde uygun iletişim ve ruhsal bağlar, empati kurabilmemiz oldukça mümkün olacak. Ruhsal çalışmalar, sanatsal aktiviteler bel ki de yazmak, gün içinde bozulan dengemizin tamirini sağlayabilir. Hele ki Merkür, evine Başak burcuna döndü; titizlik ve akılcılıkla kuracağımız iletişim ile elimizden pek bir şey kurtulamayacaktır.. Zor bir haftaya giriyoruz, bu geceyi enerji depolamakla değerlendirmek en uygunu..




Twitter: @Astrolozi
Facebook: https://www.facebook.com/groups/Astrolozibyzizi/


24 Ağustos 2013 Cumartesi

Renkler ve Burçlar (Boğa) - Pınar Altanoğlu Salman







Boğa Burcu ve renkleri...
Sevgiye ve tüm güzelliklere, özellikle akil ve ruh güzelliğine önem veren Boğa burcu dostlarım benim hayatımdaki en ışıltılı mücevherlerimdir. Güvenilir, güçlü yapıları ve pratik zekalı, basarili, planlı ve son derece düzenli yapılarıyla bazen Başaklar'la karıştırsam da:) onların misafirperverlikleri çok lezzetlidir... Sohbetlerine doyum olmaz ve onlarla saatler dakika gibi geçer.

Bu keyifli dostlarımın renklerine gelince onlara özgürlüğü en iyi hatırlatacak GÖK MAVİSİ den başlayan açık mavilerden, denizlerin kıyıya vururken oluşturduğu mavi - beyaz köpüklerin tüm tonlarına kadar mavinin tonları Boğalar'ın en sevdiği renktir. Mavi eşsiz bilincin, gerçeğin, uyumun, sakinliğin ve umudun rengidir. Gök mavisi Boğa'nın içindeki sakinliğin ve güvenin sembolüdür. Mavi kani ağır akıtan renklerin başındadır ve onun iç,n sakinlik verir, ayni zamanda sadakatin ve güvenin rengidir. Mavi kuvvetli ussal yetenek, akıl, mantıklı düşünenlerin rengidir, mavi ciddiyet, gerçeklik ve bağlılık belirtir. Boğa burcunun özellikleri arasında da mantık ve ciddiyet vardır zaten.

Mavi kuvvetli ussal yetenek, akıl, mantıklı düşünenlerin rengidir. Mavi, ciddiyet, gerçeklik ve bağlılık belirtir. Baylar, bayanlar dikkat! Bu rengi seven kişiler kalbinin sesini dinlemekten çok mantığı ile hareket etmeyi severler. Yani sevgilinizin Boğa'nın en sevdiği rengi maviyse evliliğe ikna işi biraz zor olacak.
Renklerin psikolojik anlamlarına baktığınızda mavi rengi sevenler algısı güçlü, hayalci oluşları beraberinde yaratıcılıklarını tetikler, mantıklı düşünebilen ve mantıklı karar alabilen kişilerdir. İdealleri yüksek olan mavi severler birçok işi aynı anda yapmaya yeltenirler; ama başlangıçtaki hevesleri bu işi bitirmeye yetmez. Bunların yanı sıra geziye gitmeyi severler ve yeni yerler görüp yeni insanlarla tanışmayı arzularlar. Mavi seven bazı kişiler rahatlamakta, gevşemekte zorlanabilirler. Eğer ki sizde de böyle bir durumla karşı karşıyaysanız bu sizin duygusal gerginlik, stres altında olduğunuza ip ucudur. 
Mavi giymek içinden geldiğinde Boğa iki kat sakin, sadik ve güvenilir olur:) bunu hem kendilerinin, hem onlarla yaşayanların bilmesi herkes için iyidir.
Boğa'nın diğer renklerine baktığımızda doğadaki en koyu yeşil tonları, krem ve ekrudan (ten rengi) hardala kadar tüm koyu bej ve sarı tonları ve Boğa bayanlarda özellikle pembe. Yeşiller, Boğa'nın içindeki doğa sevgisini, doğada yaşam arzularını ve her yaşta ve her durumda yine yepyeni bir şekilde yeniden doğabilecekleri gösteren güçlerini ifade eder ve bu nedenle yeşilin koyu tonlarını severler. Ekrular, bejlerden hardala kadar tüm tonların Boğa'nın toprak ile bağlantısının güçlü kişiliğinin sembolüdür. Ayrıca gün batımının sarı tonları Boğalar'ı çok etkiler, sarı enerjinin ve güneşin rengidir onlara güç ve cesaret verir. Doğal olan her şeyi severler bu nedenle kadın ve erkek tüm Boğalar'a mavi ve yeşillerle kombine edilen bej den hardala kadar tüm kombinler yakisır:) özellikle bu sene sonbaharda yine çok moda olacak koyu hardal bir canvas pantalon üzerine mavi veya yeşil tonlarındaki gömleklerinizi ve t-shirtlerinizi rahatlıkla kullanabilir ve keyifle Boğa kişiliğinizin renkleriyle kendinizi ifade edebilirsiniz.
Ve Boğa kadının pembesine geldiğimizde pembe saf aşkın rengidir, ilahi sevginin insan bedeninde şekillenerek çıkarsız ve tertemiz halinin tek ifadesi pembedir. Boğa kadını içindeki o güzel insan sevgisini pembelerle en iyi ifade eder. Pembe detaylardan vazgeçmeyen kadınların basşnda boğa burcu kadınlar gelir.

Bu gün Boğa ve temel renklerinden maviyi ele aldık bundan sonra her burç için bir rengi ele almak dileğim. Bu yazı dizisinde amacım kendi uzmanlık alanımla bağlantılı olarak renklerin insan psikolojisi üzerinde etkilerini daha derinlemesine sizlerle paylaşmak ve burçlara göre tanımlanan renklerin burçlarla bağlantılarını sizlerle birlikte biraz daha irdelemek. Benim için yazımı çok keyifli olan bu dizi umarım sizler için de keyifle okunur.
Unutmayın hayattaki en güzel renk sizin yasam enerjinizle dünyaya kattiğiniz renktir...
Pınar Altanoğlu Salman

24 Ağustos 2013 - Astrolozi






Ay tüm gün Koç burcunda ilerlemeye devam ediyor. Hareketli, enerjik, inatçı, sabırsız biraz da sinirli hissedebiliriz. Düşünmeden kalkıştığımız işler, taktik eksikliğinden başımıza iş açabilir. Bir proje üzerinde oturup düşünmek bugün hiç bize göre değil. İşleri sıkılıp yarım bırakmamız bile olası. Hele bir açı var ki bugün, insanı söyleyesi gelmiyor.. Maalesef etkisi de bir kaç gün sürecek; haftasonu ilişkilere damgasını vurabilir. Venüs ve Pluto karesi.. Ay'ın da Koç burcunda hareketi ile sabahın köründe sevimsiz bir T-karemiz oluyor. Bu Ay yerinde durur mu? Bir de ardından, Uranüs ve Jüpiter'e de kare yapıyor. Şöyle özetleyeyim; Venüs, Jüpiter, Pluto, Uranüs arasındaki büyük kare açı kalıbı oluşuyor ve Ay, paldır küldür hızlı hareket ederken, uyuyan canavarı uyandırıyor.

Öncü gruplar arasında olan bu görünüm, ilişkilerde, para ile ilgili işlerde büyük stres yaratabilir. Sanki sorunlar bitmek bilmiyor gibi gelebilir bize. Sakin kalmayı denemezsek, patlayıcı bir enerjiye dönüşebilir. Amaçlarımız ve kendimiz arasında sanki aşılamayacak engeller mevcut gibi bir düşünce tarzı oluşabilir. Hırs ve çözüme ulaşma arzusu bizi ele geçirebilir. Aslında doğru kullanabilirsek, büyük bir motivasyon kaynağı oluşabilir. Ama hapsolmuşluk hissi bizi zorlayacaktır. Öğle saatlerinden akşama kadar oldukça etkili olacak. Tüm özel ve sosyal ilişkilerde sorun yaratabilir ve bizi değişimlere zorlayabilir. Bitmiş bir ilişkinin yeniden başlaması, dost olarak devam eden bir ilişkinin aşka dönüşmesi veya tam tersi durumlar yaşanabilir, ne de olsa işin içinde Venüs var. Gelirleriniz ile ilgili de şaşırtıcı gelişmeler yaşayabilirsiniz.

Akşam saatlerinde Güneş ve Merkür kolkola girecek. Bu aklımızı kullanma yolunda güzel etkiler verecektir. Merkür'ün Başak burcuna geçişi, abartılı fikirleri, iletişimi artık durduracak. Fikirsel zenginlik, iyi organize olma, kalemi kullanabilme, hızlı ve verimli çalışma yolları bulma gibi etkiler verecek. Merkür, Başak'ta kendi evinde olacağından, tüm becerilerini sergileyecektir. Konuşabilme, satış, pazarlama kabiliyeti artacaktır. Planlamada, ayrıntıları hesaplamada gerekli enerjiye sahip olacağız. Tek gölge yanı vardır, o da fazla eleştirel olabilme.. Sağlık, evcil hayvanlar ve yardımcılar konularında da hareketli günler geçirebiliriz ve fazla korumacı hareketler de endişe yaratabilir.. Gelin bu zor zamanlarda, böyle zorlu açılar varken, Merkür'ün evine dönmesinin değerini bilelim; fazla eleştiriye, kritiğe, dedikoduya mahal vermeyelim..


Twitter: @Astrolozi
Facebook:https://www.facebook.com/groups/Astrolozibyzizi/  

23 Ağustos 2013 Cuma

An ve Ol'mak (3. Bölüm - Tanrı Ol'uştur) - Astrolozi



Peki bütünle nasıl bir olunur? Bu en başta bahsettiğim ‘an’ ve ‘var olmak’ konusuna geliyor. Tanrı dediğimiz sonsuz zihin sadece ‘an’da var olur. Bizim ruhlarımız, zihinlerimiz de aynı şekilde. Ama daha önce de yazdığım gibi “esse est percipi”, to be is to be perceived. Var olan tüm gerçeklik algılanmak içindir. Ve algılamak zaman alır.Şu an yaşadığımız her şeyde aslında geçmişi deneyimliyoruz. Önümdeki kağıdın ışığının bana ulaşması zaman alıyor, onu hissettiğimi fark etmem, uyarıların sinirlerimde dolaşması zaman alıyor. Güneşin ışıkları gözümüze 8 dakika sonra varıyor. Gökyüzüne bakınca gördüğümüz yıldızların çoğu aslında şu an yoklar, çoktan söndüler. Bu dünya deneyimlerimizin hepsi geçmişte olanlar. Şu ‘an’ da olan tek şey zihindir, tek başına. Algılamaya başladığı zaman geçmişe döner. ‘An’ a zihinden başka bir şey sığdırılamaz. Osho’nun “Farkındalık” adlı kitabında da yazar, ‘an’ da sadece var ‘ol’unur ve yaptığımız bütün yargılar geçmiştir. Örneğin bir çiçeğe güzel yargısını koyarsak, onu geçmişimizden bir şey ile karşılaştırmış ve onun güzel olduğuna karar vermiş oluyoruz. Yapmamız gereken onu sadece olduğu gibi ‘Çiçek’ olarak kabul etmemiz. Başka düşünceler işin içine girdiği zaman bu bizi ‘an’dan uzaklaştırır. 
‘An’ saniyelerle ölçülebilecek bir miktar değildir. Saniyeleri bölerek her zaman daha küçük bir miktara ulaşabiliriz. O sonsuzluktur. Ve anda bulunan tek şey de sonsuz zihindir, zihin, tanrı, ruh sadece sonsuzlukta, an’da var olur. An’da bulunduğumuz zaman işte sonsuz zihnimizle bağlantımıza ulaşırız, ama deneyimlerimiz sırasında onun farkına varamayız. İnsan vücutlarının içine zihin ‘deneyimlemek ‘ için dağıtmıştır kendini. Onun sonsuz zihninde bütün bilgiler var ama insan vücutları içinde maddeyi, hisleri, iyiliği, kötülüğü, neşeyi, üzüntüyü deneyimliyor. O yüzden biz insan hayatları yaşarken onunla olan bağlantımızın farkına varamıyoruz çünkü onun gibi ‘an’da var olamıyoruz, çünkü deneyimlemek gibi bir görevimiz var. Belki de öldüğümüzde ve görevimizi tamamladığımızda özümüze geri dönüyoruz. Bu dünyada da onunla bağlarımızı hatırlamak ve yaratıcı yeteneğimizi ortaya çıkarmak için değişik teknikler kullanıyoruz. Bence bütün dinlerin, meditasyonların, ritüellerin amacı bu. İnsanın yaratıcıyla olan bağını koparmaması, unutmaması için. Meditasyonlar, namaz kılmak gibi insanı kendi içine döndüren, bütünle olan bağını hatırlamasını sağlayan, dış dünyayı bir süreliğine unutmasını sağlayan ritüeller kişinin bi nevi ‘an’da var olmasını, bütünle bağ kurmasını, bütün olmasını sağlıyor. O sırada düşünce yoktur, sadece zihin vardır. Meditasyon yapmak için sonsuz bir var oluş durumu hayal edilir. Bu da sonsuz zihin ile olan bağların hatırlanmasını sağlar işte. Paulo Coelho’nun bir kitabında ‘God is.’ Yazar. O sadece vardır, bir aksiyon ya da bir ‘şey’ değildir tanımlanabilecek, sadece oluştur. Tasavvuf dervişleri, vahdet-i vücut kavramına inanır ve yollarının sonunda bütüne ulaşırlarsa ‘en-el hak’ derler, ben tanrıyım. O zaman dış dünyadan ellerini ayaklarını çekmişlerdir, sadece zihinleriyle var olurlar, hisleri yok olur, algılama yetenekleri yok olur, sonsuzluğa ulaşırlar. Ölümdür, yeniden doğuştur. Tanrı oluştur. 

Bu tabiî ki, günlük hayatlarımızı sürdürürken ulaşabileceğimiz bir hal değildir. Dervişler yıllarını kendilerini kapatarak, yemeyerek içmeyerek geçirirler. Buna ulaşmak insan oluşun bitiş halidir, öze dönüş ve ölümdür. Ama bu yaşamımızda da bağlarımızı hatırlayıp yeteneklerimizi arttırmanın yolunu bulabiliriz. Gerçek yaratıcı olduğumuzu hatırlarsak, evrenin kurallarını koyduğumuzu anlarız, kendi yarattığımız kuralların limitlerini aşabiliriz, kuralları değiştirebiliriz. Bunlar insanın kendi içinde başarabileceği şeyler, belki yoğun meditasyon yapmak, belki de sadece buna tüm kalbinle inanmak gerekir, ve o zaman bu dünyada farkındalığa ulaşılır. 


Bence bu hayatta yapılabilecek en basit şey yargılarımızı kaldırmak ve asıl özümüzün, ne olduğumuzun farkına varmaktır. Çevremizde gördüğümüz şeyleri yargılamamalıyız, çünkü bu hem saçmadır çünkü kendi yarattığımız düzeni sorgulamış oluruz, hem de yargılar zihnimizin geçmişe dönmesine neden olur. Ve özümüzün, asıl yaratıcı zihin olduğumuzun farkına vararsakta, her şeyin bir bütün olduğunu ve düşüncelerimizle hayatımızı yönlendirebileceğimizin farkına vararak hayatımızı istediğimiz yöne çekebiliriz. “Tanrılar Okulu” adlı kitapta da yazdığı gibi, ‘visibilia ev invisibilibus’. Görünen görünmeyenden gelir,
düşüncelerimizle yaratırız.




Alara Zindancıoğlu ve Prof. Stefano D'Anna
(Tanrılar OKulu kitabı Yazarı)






Twitter: @Astrolozi

Facebook: https://www.facebook.com/groups/Astrolozibyzizi/


23 Ağustos 2013 - Astrolozi





Güneş sabaha karşı Başak burcuna geçiş yapıyor. Tam bu sırada da Praecipua sabit yıldızı ile kavuşuyor. Cömert, asil, barışçıl ve korkusuz doğaya sahip, sorumluluklarına sahip çıkarak işlerini üzerine alan etkilere sahip bir yıldız. Korkusuz doğa derken, Başak da değişken bir burç, anında havası değişebilir. Aynen bu hafta olan değişken, meteoroloji tahminlerini bile şaşırtan eserekli hava durumuna da güzel bir örnek, bizim ruh halimiz gibi. Başak ayrıca Toprak grubuna mensup olduğundan, buğday hasadını yani tecrübelerin meyvelerini toplamayı sembolize ediyor. Seçicilik, detaycılık,titizlik, bol kritik, eleştirellik bizim bir ay boyunca anahtar kelimelerimiz olacak. Zekamızı, hangi fikrin bizim için daha yararlı olacağını keşfetmek için kullanacağız. Başak burcunun yönetici gezegeni Merkür de bize keskin bir zeka ve algı verecektir ki, o da birkaç güne kadar Başak burcuna girecek. Işığını bize, ciddiyet ve sadelikle gönderecek. Hizmet konusu bu bir ay süresinde oldukça önemli olacak. Kendimizi yorgun hissedene kadar çalışabiliriz. Sağlık ve beslenme alanları oldukça ilgi çekecek. Sağlıklı yaşam, alternatif tıp, hayvan sevgisi öne çıkacak. Stres, sinirsel ve fiziksel rahatsızlıklara neden olabilir, hassas sindirim sistemimizi kötü yönde etkileyebilir, dikkat etmekte fayda var.

Sabah çok erken saatlerde de hissedilecek, dün geceden etkisi başlayan Ay ile Mars'ın uyumlu açısının etkileri ile güne gireceğiz. 04:38'de boşluğa girecek olan Ay 10:12'de Koç burcuna giriş yapıyor. Bu saate kadar yeni girişimlerde bulunmamak daha faydalı olacaktır. 

Enerjimizle, irademizle, kuvvetimizle  kendimize oldukça güven duyacağız günün geri kalan kısmında. Cesaret ve ataklık had safhada. Denenmemiş olanı denemek, keşfedilmemiş topraklar, tam bize göre. Zekamızı öne çıkararak problemlere alışılmışın dışında çözümler bulabilmek ayrıca mümkün. Rekabetçi kişiliğimizle düşünmeden hareket etmeye meyilliyiz, dürtü ve heveslerimizin ardından koşmak bize çok cazip gelebilir. Tamam, herşey buraya kadar çok güzel.. ama geceyarısından hemen önce Ay, Venüs'ün tam karşısına yerleşecek, dengeler bozulabilir. Bu, her istenilenin kolayca elde edilebileceği hissi verebilir; insanlarla kontakt kurmak isteğini güçlendirebilir. Bunu ortaya çıkarış şekli ise tatlı - sert olabilir. İşte bu noktada fazla cesaretten dolayı gerilim, agresyon, yaşanabilir. Aslında olumsuz gibi görünse de bazı uyumsuz ilişkilerde sorunları ortaya çıkarmamıza fırsat şansı tanıyacaktır. Bu da üzerimizden yük kalkmasına yarayabilir. Bu arada daha tehlikelisi yarın kesinleşiyor.. Venüs - Pluto karesi..


Twitter: @Astrolozi
Facebook: https://www.facebook.com/groups/Astrolozibyzizi/



22 Ağustos 2013 Perşembe

An ve Ol'mak (2. Bölüm - Muhteşem Mekanizma) - Astrolozi



Muhteşem Mekanizma



Sadece ‘ol’mak değildir artık durumumuz, geçmişimiz, geleceğimiz, duygularımız vardır. O yüzden bu dünyanın sözde kurallarını aşıp İlahi yeteneklere ulaşmak kolay değildir. Bazıları saniyelik gözlerini kapatmayla ulaşabilir, bazıları günün batımını, bulutları izlerken hatırlayabilir tüm yarattıklarını. Ama bazısı hayatını adar, didinir, saatlerce meditasyonlar yapar, intihar eder, yaşamını zedeleyebilir, ya da hiç beceremez. Kendini inandırdığı yaşam limitlerinden tamamen kopamaz çünkü. Bunun kesin bir yolu yoktur, ama sonsuz zihinle bağımızı kabul edip, gerçek yaratıcı olduğumuzun farkına varmaya başlayabiliriz. 
Bunlar bana en başta hep havada fikirler gibi geldi, çok inandıramadım kendimi, ama düşündükçe cidden asıl yaratıcı olmamız fikri mantıklı geldi. Aynı Tanrı’nın, sonsuz zihnin yaptığı gibi biz de düşünerek, zihnimizle hayatımızı oluşturuyoruz çünkü. En somut ve basit örneği parmağımızı oynatmak. Her bir vücut hareketimizi düşünce ile başlatmıyor muyuz? Her hareket beyinde başlar, tek bir kıvılcım ile nöronlar çalışır, minik anlık bir hareket ile. Ama o minik hareketin nerden gelindiği bilinmiyor, o hareket yoktan var oluyor. Biz o hareketi ‘düşünerek’ başlatıyoruz, zihin gücümüz ile. Tanrı gibi. Maddeden oluşan bedenlerimizi hareket ettiriyoruz, bedenlerimizi kullanarak başka cisimleri hareket ettiriyoruz , inşa ediyoruz, dünyayı yaratıyoruz. Maddeye düşünce ile her gün hükmediyoruz. Farkında olmadan muhteşem bir mekanizma olan insan vücüdunu çalıştırıyoruz ve başka cisimleri etkiliyoruz, ne kadar yetenekliyiz. 

Dünyayı zihinlerimiz kurdu, O kurdu, Tanrı olarak biz kurduk, hayatlarımızı yarattık. Üstüne, düşüncelerimiz ve duygularımız ile ruh halimizi belirliyoruz. Üzgün olmayı seçip günümüzü mahvediyor ya da neşelenerek hayata bir şeyler katıyoruz. Bu bizim bütün hayatımızı etkiliyor, ve duygularımız da aynı şekilde düşüncelerimiz ile oluşuyor. “Secret” kitabında herkesin okuyup çoğu insanın da dalga geçtiği gibi, ‘iyi düşün iyiyi çağır’. Ne kadar doğru olduğunu yeni yeni anlıyorum. Ne düşünürsek hayatımız öyle şekillenir çünkü biz yaratıcının bir parçasıyız, onun ta kendisiyiz. 
Vücut hareketleri kolay, tamam, bunun üstüne insanlar kaşıkları büküyorlar, havalanıyorlar, cisimleri uzaktan hareket ettiriyorlar. Hepsini illüzyon sananlar var, ama teyzem Serpil Gökçe’nin evinde yaptıklarını gördükten sonra, annemin aldığı derslerden ve minik kağıtları hareket ettirebilmesinden sonra inanmamam mümkün değil. Bunu bütünle bir olarak, yeteneklerini fark ederek yapıyorlar. Zihnini boşaltarak ‘an’ da var oluyor, ve bu dünyada inandığımız bütün limitleri aşıyorlar, o madde ile özlerinin bir olduğunu fark ettiklerinde zaten o çatalı bükmek parmak oynatmak kadar basit oluyor. Dünyada var olan her cisim ile, evrendeki tüm parçacıklar ile aynı özden geldiğimizi, hiçbir farkımız olmadığını idrak edebilirsek bize böyle garip gelen olaylar herkesin günlük yaşamında uygulayabileceği kolay faaliyetler haline gelir.


Alara Zindancıoğlu


Twitter: @Astrolozi
Facebook: https://www.facebook.com/groups/Astrolozibyzizi/

22 Ağustos 2013 - Astrolozi





Ay, tüm gün Balık burcunda ilerliyor. Olağanüstü duyarlı, idealist ve ileriyi gören davranışlar sergilemek bugün tam bize göre. Sezgiler üst oktavda çalışırken, gerçekleri de reddedecek kadar fantezi dünyasının içine dalabiliriz. Balık burcunun yönetici gezegeni olan Jüpiter'e Ay, geçtiğimiz saatlerde çok güzel bir açı ile dokundu, hem de o Jüpiter Büyük Su Üçgeni'nin bir köşesi. Bu görünümün etkisi zaten tüm gün devam ediyor. Geri giden Pluto'da Düğümler'e gülümsüyor. Eee zaten Kova'daki dolunay Temmuz sonu başlattıklarını bitirmekte de kararlı. Zor bulunan açılar bunlar. Herkes çok zorlandığını düşünüyor ama, olağanüstü görünümler, hele ki değişimin sesine kulak verenler için. Hızlı zamanlara giriyoruz. Herkesin hayatında köklü, kadersel değişimler kaydedilecek. Bugün Balık burcundaki Ay'ın konumu, karar vermenin tüm sorumluluğunu taşımanın bize oldukça ağır gelebileceğinin de habercisi; sık sık tavsiyelere ihtiyaç duyabiliriz. Daha manevi yönlerimiz ortaya çıkacaktır ki, bugün de dualar, meditasyonlar, niyetler için uygun bir gün. 

Gece geç saatlerde ise Ay, Mars'a gülümsemeye başlıyor; tam etkilerini sabah erken saatlerde gösterecektir. Bu bize her zamankinden daha fazla güven ve cesaret verebili.. Kapasitemizde var olan özellikleri ortaya koyup uygulayabileceğimiz bir zaman. Sizin gayretiniz olsa bile, yapmak istedikleriniz adeta kendiliğinden oluşabilir. Ancak girişimlerin hızlı olması devamını getirememe tehlikesi de içerebilir;  konuları dikkatle ele almak gerektiğinin altını çizmek gerek. Ancak tüm gün genelinde enerjilerin akıcı, maneviyatın yüksek, finansal, eğitimsel, hukuksal konulardaki girişimlerin olumlu akabileceği enerjiler etkin. Özellikle yardımlaşmanın oldukça öne çıkacağı bir Perşembe geçireceğiz, ki Perşembe de Jüpiter günüdür. 



Twitter: @Astrolozi
Facebook: https://www.facebook.com/groups/Astrolozibyzizi/